17 Aralık 2013 Salı

Melankolik Havalar

     Zayıf kızların ( Çağrı  vb.) rüzgardan uçmamak için çantalarına ağırlık koyduğu bu günler, yağmur da yoksa pek çekilmiyor.İzmir kimlik bunalımını çözene kadar ben ve çevremdeki çoğu kişi inlerimize çekilmiş durumdayız.Pek keyifli insan görmüyorum etrafta,çoğumuzun hayatı 0-0 biten bir maçın özeti gibi,herkesin de ortak yalanı ‘havalar’ ..

     Hadi silin gözyaşlarınızı ,işte yeni yazı.Çok önemli şeyler yazacağımdan değil de nedense oturup yazmaya gelince böyle bir üşenmeler, afra tafralar  gelip çöküyor ,bahane yaratayım derken mutfakta  gitgide ilerliyorum,misal bugün tatlı yaptım sonra soğumasını bekledim derken baktım hala erken, önce sitenin şifresini buldum sonunda oturdum yazmaya.Şu yazıların hayatıma en büyük yararı ev hakkında oluyor, içinde bir şeyler pişiyor,temizleniyor falan..


      Bu okuduğunuz ilk yazım değilse ilişkilere ne zaman bağlanacak diye merak etmişsinizdir ve fazlaca boş vaktiniz vardır, hayatınızı gözden geçirin derim . Bu yazı biraz daha serbest atış tadında geçecek,yani birazdan bağlanır..Şunu da dinleyin çekinmeyin..

     Hani dedim ya 0-0 biten maçın özeti gibi diye,bu aralar bunun hakkında düşündüm biraz(düşünmedim). Herkesin bunun nedenleri hakkında farklı düşünceleri var.En basitinden zengin olan da olmayan da herkesin kafasında parayla ilgili sorunlar var.Erkek-kız arkadaşı olmayanların çoğunun nedeni zaten genelde aynı..Hayatlarındaki boşluğu dolduracak birilerini aramaya devam ediyorlar tabi bu cümledeki mantık hatasına neden olan 2 şey var.Birincisini 3 diyince hep bir ağızdan söyleyelim , FD ‘de katılsın: kimse kimsenin herşeyi olamaz.Eğer öyle olsaydı 300 tane yakın arkadaşı olanlar veya 4 yıldır 1’er arayla başkalarına ‘ama bu sefer gerçekten çok aşık’ olan kızlarımız şu an mutluluğun sırrını bulmuş,bununla ilgili kitap yazıp zengin olmuş veya kurtarıcılıklarını ilan etmişlerdi.Bunun yerine şu an ilki faceten 5-6 yakın arkadaşının doğumgününü kutlarken,diğeri ise yeni aşkına eski ‘aşk’ını kötülemekle meşgul.İkinci yanlış ise bu  var olamayacak beyaz atlı prens veya pamuk prenses olsaydı bile,biz ararken bulunmazdı.İnsan hayatına sokmak için birini ararken belli bir süre sonra tanıştığı insanları pembe bir gözlükle görmeye başlar,ne kendisi kendisidir,ne karşısındaki gerçekten tanıştığı insan..

     Bu dünyada insanlar hala 2 kişilik pizzayla 2 kişinin doyabileceğine veya bizim yaşlarımızdayken tamamen mutlu olabileceklerine inanıyorlar..Yanlış anladığımız şey ise düzenin zaten insanların mutluluğu ararken kimsenin bulamamasına ve aramaya devam etmesi üzerine kurulu olduğu.Düşünsenize insanların çoğu mutluluğu  sexte,çok para kazanmakta,başarılı olmakta,statü sahibi olmakta,sexte,tatile gitmekte,kazandığı parayla emekli olup Ayvalıktaki yazlığında 60 yaşından sonra domateslerin tozunu almakta arıyor..E dolayısıyla hepimiz 6 yaşımızdan itibaren rakiplerimizden sıyrılıp,başarıya koşmaya programlanıyoruz.Mutlu olmak için düşündüğümüz yukarıda yazdığım şeylere ulaşmak için hayatımız boyunca çalışıyoruz,daha çok çalışıyoruz,okul bitiyor ,uzmanlık yapıyoruz o bitiyor top sakal bırakılan mevkiler için uğraşıyoruz derken bir gün, ölüyoruz.Biz mutlu olmadan ölüyoruz ;ama hayatımız boyunca yaptığımız uğraşlar çocuklar da dahil düzeni devam ettiriyor. Yani herkesin mutlu olduğu bir dünya,dönmezdi.

     Hepimiz az çok hayatımızın nasıl olacağını tahmin ederken,özellikle bu yaşlarda mutlu olmaya çalışmak başlı başına saçmalık.Ha bunları bilmemize rağmen yaşadığımız bu sistemden çıkabiliyor muyuz? Pek sanmıyorum,mümkün gibi de gözükmüyor.O yüzden benim tavsiyem giderayak, suçu olmayan havalara pek yüklenmeyin ve içinde koştuğumuz yuvarlak koşu bandında koşarken en azından denize kıyısı olan insanlarla sevdiğiniz müzikleri dinleyin..






2 yorum: