Zayıf kızların ( Çağrı vb.) rüzgardan uçmamak için çantalarına
ağırlık koyduğu bu günler, yağmur da yoksa pek çekilmiyor.İzmir kimlik
bunalımını çözene kadar ben ve çevremdeki çoğu kişi inlerimize çekilmiş durumdayız.Pek
keyifli insan görmüyorum etrafta,çoğumuzun hayatı 0-0 biten bir maçın özeti
gibi,herkesin de ortak yalanı ‘havalar’ ..
Hadi silin gözyaşlarınızı ,işte yeni yazı.Çok önemli şeyler yazacağımdan değil de nedense oturup
yazmaya gelince böyle bir üşenmeler, afra tafralar gelip çöküyor ,bahane yaratayım derken
mutfakta gitgide ilerliyorum,misal bugün
tatlı yaptım sonra soğumasını bekledim derken baktım hala erken, önce sitenin şifresini buldum sonunda
oturdum yazmaya.Şu yazıların hayatıma en büyük yararı ev hakkında oluyor, içinde bir
şeyler pişiyor,temizleniyor falan..
Bu okuduğunuz ilk yazım değilse ilişkilere ne zaman
bağlanacak diye merak etmişsinizdir ve fazlaca boş vaktiniz vardır, hayatınızı gözden geçirin derim . Bu yazı biraz daha serbest atış tadında
geçecek,yani birazdan bağlanır..Şunu da dinleyin çekinmeyin..
Hani dedim ya 0-0 biten maçın özeti gibi diye,bu aralar
bunun hakkında düşündüm biraz(düşünmedim). Herkesin bunun nedenleri hakkında
farklı düşünceleri var.En basitinden zengin olan da olmayan da herkesin kafasında parayla ilgili sorunlar var.Erkek-kız arkadaşı olmayanların çoğunun nedeni zaten
genelde aynı..Hayatlarındaki boşluğu dolduracak birilerini aramaya devam
ediyorlar tabi bu cümledeki mantık hatasına neden olan 2 şey var.Birincisini 3
diyince hep bir ağızdan söyleyelim , FD ‘de katılsın: kimse kimsenin herşeyi
olamaz.Eğer öyle olsaydı 300 tane yakın arkadaşı olanlar veya 4 yıldır 1’er
arayla başkalarına ‘ama bu sefer gerçekten çok aşık’ olan kızlarımız şu an
mutluluğun sırrını bulmuş,bununla ilgili kitap yazıp zengin olmuş veya
kurtarıcılıklarını ilan etmişlerdi.Bunun yerine şu an ilki faceten 5-6 yakın
arkadaşının doğumgününü kutlarken,diğeri ise yeni aşkına eski ‘aşk’ını
kötülemekle meşgul.İkinci yanlış ise bu
var olamayacak beyaz atlı prens veya pamuk prenses olsaydı bile,biz
ararken bulunmazdı.İnsan hayatına sokmak için birini ararken belli bir süre
sonra tanıştığı insanları pembe bir gözlükle görmeye başlar,ne kendisi
kendisidir,ne karşısındaki gerçekten tanıştığı insan..
Bu dünyada insanlar hala 2 kişilik pizzayla 2 kişinin
doyabileceğine veya bizim yaşlarımızdayken tamamen mutlu olabileceklerine
inanıyorlar..Yanlış anladığımız şey ise düzenin zaten insanların mutluluğu
ararken kimsenin bulamamasına ve aramaya devam etmesi üzerine kurulu
olduğu.Düşünsenize insanların çoğu mutluluğu
sexte,çok para kazanmakta,başarılı olmakta,statü sahibi
olmakta,sexte,tatile gitmekte,kazandığı parayla emekli olup Ayvalıktaki
yazlığında 60 yaşından sonra domateslerin tozunu almakta arıyor..E dolayısıyla
hepimiz 6 yaşımızdan itibaren rakiplerimizden sıyrılıp,başarıya koşmaya
programlanıyoruz.Mutlu olmak için düşündüğümüz yukarıda yazdığım şeylere
ulaşmak için hayatımız boyunca çalışıyoruz,daha çok çalışıyoruz,okul bitiyor ,uzmanlık
yapıyoruz o bitiyor top sakal bırakılan mevkiler için uğraşıyoruz derken bir
gün, ölüyoruz.Biz mutlu olmadan ölüyoruz ;ama hayatımız boyunca yaptığımız
uğraşlar çocuklar da dahil düzeni devam ettiriyor. Yani herkesin mutlu olduğu
bir dünya,dönmezdi.
Hepimiz az çok hayatımızın nasıl olacağını tahmin
ederken,özellikle bu yaşlarda mutlu olmaya çalışmak başlı başına saçmalık.Ha
bunları bilmemize rağmen yaşadığımız bu sistemden çıkabiliyor muyuz? Pek
sanmıyorum,mümkün gibi de gözükmüyor.O yüzden benim tavsiyem giderayak, suçu
olmayan havalara pek yüklenmeyin ve içinde koştuğumuz yuvarlak koşu bandında koşarken en azından denize kıyısı olan insanlarla
sevdiğiniz müzikleri dinleyin..
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilLa rahate fid dünya
YanıtlaSil