17 Aralık 2013 Salı

Melankolik Havalar

     Zayıf kızların ( Çağrı  vb.) rüzgardan uçmamak için çantalarına ağırlık koyduğu bu günler, yağmur da yoksa pek çekilmiyor.İzmir kimlik bunalımını çözene kadar ben ve çevremdeki çoğu kişi inlerimize çekilmiş durumdayız.Pek keyifli insan görmüyorum etrafta,çoğumuzun hayatı 0-0 biten bir maçın özeti gibi,herkesin de ortak yalanı ‘havalar’ ..

11 Eylül 2013 Çarşamba

Hoşlanmak

Uzun süreden sonra sınav haftası olmadığı halde yazıyorum.Eminim hepiniz balkonumun aşağısında yazı yaz eylemi yapmaktan yorulmuştunuz.Bugunkü yazıda tabii ki yine dünyayı kurtaracağım.Yediğim poğaça kağıdını çöpe götürürken bir kaç milisaniye düşündüm,farklılık yapıp kadın-erkek ilişkileri hakkında yazmaya karar verdim.Öncelikle şunu bir arkadan çalıyoruz ..

Dünyada google'da sayısını aratmaya üşendiğim milyarlarca insan var .Her gün binlercesi doğuyor,okula başlıyor,birilerini beğeniyor,küçükse saçını çekiyor,büyükse iterek çekiyor,sevişiyor,hayal kuruyor,hayal kırıklığı yaşıyor,dediklerine göre aşık oluyor,aldatıyor,aldatılıyor,müzik dinliyor,en sevdiği müzikleri birbirine gönderiyor,beraber dinleyip kendinden geçiyor,ayrıldıktan sonra yalnız dinleyip dinleyip üzülüyor,aralarındaki ilişkiye devleti de dahil edip evleniyor,bazen seviniyor,genelde kötülerden etkilenip iyilerle dertleşiyor,bazen bütün gün plastik plastik gülümsüyor..

Yukarıdaki bahsettiğim milyarlarca insan içinden milyonlarcası belli aralıklarla birilerinden hoşlanıyorlar.Peki iki insanın birbirinden hoşlanmasına neler etki ediyor?Bazılarınız içinden her insan farklıdır,herkes farklı şeyler arar diyecek olsa da ben öyle düşünmüyorum.Ne kadar farklı olsak veya öyle göstermeye çalışsak da genetik olarak  karşı cinste bizi etkileyen özellikler var..

2 Eylül 2013 Pazartesi

Bağlanma Korkusu

     Son 20-30 yıldır insanoğlunun en acımasız duygusal hastalığı… Bağlanma korkusu. Neden bu kadar büyük bir sorun olduğuna gelince aslında bunu kızlara sorup, onlardan duymalıyız. Bağlanma korkusu olan erkekler yüzünden her yıl yüz binlerce ilişki bitiyor ve bir o kadarı başlayamıyor..

27 Ağustos 2013 Salı

Senaryolar

     Merhaba yine ben.Balığım uzun süren bir depresyona  girdi,onunla ilgileniyordum bu yüzden yazılara biraz ara vermek zorunda kalmıştım.Neyse ki uzun süren konuşmalar ve birkaç dişi balıktan sonra kendini toparladı.
     Bu yazı biraz daha bilimsel olacak,çünkü yazmaya psikoloji dersinden çıkınca karar vermiştim.Derste insan ilişkilerinin basit temellerinden söz ediliyordu ve aslında baktım ki pek de basit değildi.Barış ve İrem benim bu dersten çıkınca olan halimi pek beğenmese de ,siz beğeneceksiniz…

25 Ağustos 2013 Pazar

Sorun Sende Değil,Kimde?

     ”O kızda bende olmayan neyi buldu? Neyi eksik yaptım? Mükemmel olması için her şey vardı, yürüseydi iyiydi… Vay efendim ne hayaller kurmuştum, ne oldu? Ne yapmaya çalışıyor? Çocuk mu bu çocuk, neden ilkokul terk gibi davranıyor? Hepsi yalan mıydı? Hiç mi bir şey hissetmedi? Dalga mı geçiyor benimle? Durup dururken olmuyor diyor, olmayacak ne var atom mu parçalıyoruz?”
     Bu düşünceler hayatına tek kişiyle kalamayan veya çapkın (ya da ne derseniz) bir erkek girmiş tüm kızların aklından geçiyor kaçınılmaz son geldiğinde. Kızların anlayamadığı ise bunlar şizofren mi, neden dün ağzında çiçekle keman çalan ‘romantik kokarca pepe’yken, bugün ‘beynini yemiş primat’ gibi davranıyorlar?

Kan Emici Erkekler

     Biz küçüktük. Bütün yaşıt kızların hayali olmak tabii ki çoğumuzun ütopyasıydı. Bunun için basketbol takımına girmeye çalışıp, gitar çalmayı öğrenirdik. Biraz büyüdük liseye geldik, o zaman da birer rockstar, Lee, Duncan, oyuncu, reklam yıldızı veya en basitinden bir an önce üniversiteli olmamız gerekiyordu. Artık işimiz daha zor, şimdi vampirliğe göz diktik…
     Kızların şu sıralar vampir modası var. Benim de sınav haftam, o zaman böyle konular için yazı yazmamın tam vakti dedim ve bu konuyu araştırdım biraz (araştırmadım); nedir bu vampirlerin çekiciliği, neden bu kan emiciler bu kadar etkileyiciler?

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Yalnızlar Şehri

     Evet yine sınav dönemi,yine bir yazı.Sınav dönemi akşamları beğendiğim bir şarkıyı fizy’den açıp tekrara alıp yazı yazmak kötü bir alışkanlık haline geldi.Bu akşamki takıntım bu efenim,buyrun dinleyin.
Hani derler ya ‘insanların hayatı kısır döngüdür’,tekrar tekrar aynı şeyleri farklı insanlarla, farklı yerlerde, farklı zamanlarda yaşayıp ; aynı senaryoya göre, aynı sürelerde,aynı nedenlerle ,aynı sonuçlarla yaşayıp duruyoruz.Hepsinde de aklımızda ‘belki bu sefer ?’ sorusuyla ..Ama biz değişmediğimiz zaman, bunun bebeklere veya zihinsel engellilere oynatılan üçgen ,kare ,yuvarlak boşluklardan o şekildeki legoları geçirmeye çalışılan oyundan farkı yok aslında.Sürekli üçgenden kareyi geçirmeye çalışan bizler, ya her seferinde suçu ‘kısmet değilmiş’ diyip kadere atıyoruz ya da o boşluğu artık kıra döke oyunu bozup saçma ilişkiler yaşıyoruz.
    Benim gözlemlediğim kadarıyla konu, genelde herkesin başından birkaç ‘ağrıkesici’ ilişkiden sonra anlamlı bir ilişki geçmesiyle,bunu sürdürebilenlerin sıkıcı sıkıcı 120-130 yıllık ilişkilerine devam ederken,beceremeyenlerin ayrılıp bekarlık sultanlık moduna geçmesiyle başlıyor.

Yalnızlık ve Anestezi


     Her gün binlercemiz yeni bir ilişkiye başlıyor ve belki de bu sefer  yalnızlıklarını dindirebileceklerini düşünüyorlar.Ve her gün binlercemiz ilişkilerini bitirip acı gerçeği gözleri tekrar kapanana kadar görmeyi sürdürüyor….
     
      Peki nereye varacağız?Dindiremeyeceğimizi bile bile tekrar tekrar denemeye devam mı etmeliyiz,yoksa artık pes edip arayışa  ‘dur’ mu diyeceğiz?