Son 20-30 yıldır
insanoğlunun en acımasız duygusal hastalığı… Bağlanma korkusu. Neden bu kadar
büyük bir sorun olduğuna gelince aslında bunu kızlara sorup, onlardan
duymalıyız. Bağlanma korkusu olan erkekler yüzünden her yıl yüz binlerce ilişki
bitiyor ve bir o kadarı başlayamıyor..
Bağlanma korkusunun ne
demek olduğuna gelince, kısaca ilişkiye başlamaya veya bir sonraki aşamaya
geçmeye korkmak ve en açık tabirle kaçmak. Genelde biz erkeklerin başına gelir.
Nedenlerine aşağıda değineceğim.
Neden bağlanmaya
korkarız? Aslında bu soruya cevap vermek için Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok;
cevabı soruda gizli. Bağlanmak demek hareketlerimizin kısıtlanması,
istediğimizde uzaklaşamamız, bağımlı olmamız demektir. Öyle anlar gelir ki
hoşlandığımız kıza sorduğumuz bir soru veya verdiğimiz bir ‘evet’ cevabı bizi
bir anda görünmez zincirlerle sarmalar. Artık kaçış yoktur, tonlarca yük
sırtımıza binmiştir. Bundan sonra diğer insanlarla konuşurken, kendi başımıza
bir yere giderken evde uyuyup kimseyle konuşmak istemezken hep bu zincirlerin
ağırlığını hissederiz. İşte çoğumuzun yaşadığı ilişkilerdeki boğulma hissinin
nedeni budur. E doğal olarak olayları böyle algılayan erkek kaçacaktır,
bağlanmayacaktır.
Yukarıda olayın sadece
bencillik kısmından, sorumluluk almak istememek ve özgürlükten ödün vermemek
kısmından bahsettik. Aslında bu kadar bencilce görünen bağlanmaktan kaçmanın
insanın derinlerinde daha dramatik nedenleri vardır. Can Yücel’in de dediği
gibi ‘çok sevmezsen, çok acımazsın.’ Toplumumuzdaki erkeğin rolünü düşünsenize..
Sürekli güçlü olması zorunlu olan, etrafındakiler tarafından sürekli sert,
dayanıklı olmaya zorlanan biri… Duygulanırsanız veya bir yeriniz acır da
ağlarsanız babamız ‘erkek adam ağlamaz’ derdi en basitinden. Böyle yetişen biz
erkekler ileride hiç bir şekilde sarsılmayan, güçlü insanlar olmaya çalışırız.
Ee böyle güçlü bir erkeği de birlikte olduğu kadından daha kolay kimse yıkamaz
heralde. Haliyle bir çoğumuz ciddi ilişki lafını duyar duymaz ortamdan
uzaklaşırız.

Sonlara doğru gelirken
bağlanma sorunu her zaman başta bencilce anlaşılır. Bu olaya çok yüzeysel bakan
kızlar böyle insanlardan hoşlanıp bu nedenle elde elde edemeyince basit
düşünerek kişiye ‘korkak’ veya ‘daha büyümemiş’ gözüyle bakarlar. Sorunun derin
kısımlarını anlayıp, bu kadar basit yaklaşmamanız dileğiyle… Ha bu konu
hakkında bu kadar şey nerden mi biliyorum? ..

sevgisiz yaşanmış çocukluk mu hep felaketle biten ilişkiler mi dersin bunun kaynağı bilmem sevgili yazar.belki hepsi,belki oyuncağını elinden alan annen,belki de eski sevgilin..benim nedenime gelince aslında o kadar fazla ve basit ki,basitliği de canımı sıkıyor.benimkinin nedeni güvensizlik.hiç kimseye güvenememe,güvenirsem inanırsam kaybedeceğimden o kadar çok korkuyorum ki.bu yüzden de bağlanma korkum var işte.arkadaşlık ilişkilerim de buna dahil.kırılmaktan,kırmaktan o kadar korkuyorum ki.kırılmamak için az seviyorum,önem vermiyorum diğer insanlara,en çok kendime güveniyorum.o 'boğulma' hissine gelince.kendimi ciddi bir ilişkide hayal edemiyorum,o monotonluk,aynılık,her şeyi beraber yapma isteği karşı tarafın,birey olamamak...
YanıtlaSilneyse sevgili yazar çok başını ağrıttım.bende de bir 'bağlanma korkusu' var ki hayatımın ortasına kuruldu kaldı.bu kadar çok şeyi nasıl mı anlıyorum?