23 Ekim 2016 Pazar

Yaylalarda Yayılmaya

     Dışarıda ne zaman başladığını hatırlamadığım, ne zaman biteceğini düşünmediğim yağmur var.Bir kaç gündür bırakın şehir karmaşasını 3 hafta önceki hayatımın tüm bileşenlerinden soyutum.Kafamın içinde bağırsanız yankı yapabilir.Burunun burun olduğu , yolda yürürken yeni şelaleler keşfedip artık fotoğrafını çekmediğiniz bir yerdeyim,Artvin'deyim ve insanlar duymuyor ama arkada sürekli bu çalıyor.


     Belki sadece benim cahilliğimdir ama bence nerede olduğunu bulmanız için haritaya bakacaksınız.Ben atanmadan önce tercih yaparken açıp bakmıştım.Yeterince uzak(istanbuldan kazmaya başlarsanız karşı taraftan çıktığınız yere yakın) ,yeterince deniz kenarı ve yeşil olduğunu görünce pek de düşünmemiştim.İnsanın verdiği en iyi kararlar düşünmeden olunca biraz suçu kendinde aramalı ama şu ana kadar burada aradığım tek şey tütün sarma kağıdı ve böyle iyiyim.

     Buraya yazmamamın yıl dönümü oldu mu bilmiyorum,buna bakmakla harcayacak çok vaktim y….cümleyi bitirsem allah çarpar.vakit çok yavaş geçiyor.son 2 gündür 4 kez kahvaltı yapıp,birkaç kere arkadaşlarımla içtim.Eğer insan vücudu yeterince uyuyunca uzun süre uykuya ihtiyacı olmayan veya yeterince içince canı bir süre içmek istemeyen şekilde dizayn edilseydi önümüzde birkaç ay küçük bir ülkeyi yönetecek vakte sahip olmuştum.

     Henüz çok sıkılacak şansa sahip olmadım,en azından İstanbul, İzmir'deki sıkılmaktan bahsediyorum.Hani son kozlarınızı oynayıp kitap okumaktan gözünüzün, müzik dinlemekten kulağınızın kanadığı veya karaciğerinizle artık empati kurduğunuz sıkılmak.Hala etrafta yeşilin 50 tonu çay bahçeleri,kahvaltı için gittiğiniz yeri işleten tulum çalan gizli müzisyenler,ölmeden önce mangal yapmanız gereken en iyi 50 yerin 20 si falan varken sıkılmak eskisi kadar iyi karşılanmıyor.

     Son 3-4 aydır önümüzdeki 4-5 yılımı da zora sokmak,küçüklükten beri bize verilen okunacak en ileri hangi okul ,eğitim varsa daha rahatça aynı şartlarda yaşamaktan vazgeçmek pahasına okumak, almak içgüdüsüyle ders çalıştım.Tam bunu 2 sene yapan hemcinslerime bakıp sevinsem mi,yoksa 3-4 ayımı o gün eve farklı yollardan dönmezsem ayırt edemeyeğim kadar rutin yaşadığım için üzülsem mi diye düşüneceğim zaman dışarı çıkıp bir yerlerde hamsi yiyesim,insanlara laz aksanı yapasım geliyor da şehrin tek devlet hastanesinin birkaç doktorundan biriyim diye yapmıyorum.Çocuğum ateşlense 'Çocuklar Duymasındaki İsmail' gibi sitcom laz aksanı yapan bir doktora güvenmezdim. Zira pokemon şehirleri gibi her gün sokakta aynı insanları ,tanıdık yüzleri görüyorum.bir gece aniden kaybolsak Erzurum veya Rize dışında kimse 1 haftadan önce farketmez.Kontrol manyakları için güzel,rutinden nefret edenler için kötü, benim ise meselem değil.
 
     Burası bana şu an için iyi geldi.

     Yukarıda bahsi geçen olaylar,sarfedilen cümleler ,2 hafta sonra buradan da bayınca yazağım iç bayıcı melankolik yazılar için engel teşkil etmez ,aleyhinde kullanılamaz.Zira artık TUS da yok.Sonra vay efendim hani öyleydin de vay ben duymadım vıy ben işitmedim, yok ben köydeydim olmasın.

     








2 yorum:

  1. "vakit çok yavaş geçiyor.son 2 gündür 4 kez kahvaltı yap..."
    şu an için size iyi geliyor Artvin. evet, siz de boyle yazmişsiniz zaten. ben ilk senemde şansliydim, bir sinema filminin çekimleri vardi geldigimde. şans doğru kelime olmadi belki de. bilemedim. yazip silip yazdim zaten. yaylalar, göller, alkol, fotoğraf, spor. vakit oyle çok ki, ilk aylarda insan bunlarla haz duyabiliyor. sonrasi oyle degil. hos geldiniz doktor bey. sonuç gosterirken bunu soyleme imkani yoktu.

    YanıtlaSil
  2. "What are we “doing” when we do nothing but think? Where are we when we, normally always surrounded by our fellow-men, are together with no one but ourselves?"

    YanıtlaSil