28 Ocak 2014 Salı

Parça

      Muhafazakar bulutların İzmir üzerinde çok seviştiği bu akşam ,ben, her sabah yazı yazmam için posta kutumu doldurduğunuz mektupları temizlemekten artık yoruldum.Her gün yolumu kesip bana fidan diktirmeye çalışan kız bu yazıyı okuyorsa,umarım kaç ağaç kurtardığımın farkındadır.Bir yanda her gün gerilim müzikleri eşliğinde verilen vakitsiz boşalan baraj haberlerinin bitecek olmasının sevinci,bir yanda penceremin perdesini havalandıran rüzgar, bir yanda bu, bir yanda şu sıralar kendine yer etmiş can sıkıntısı işte yine bir yazı..


    İlişkiler hakkında yazmanın sorunun bu olduğundan bahsediyorduk yazı yazan bir arkadaşımla,belli bir süre sonra tekrar etme çekincesi.Yani biraz 7 notadan ne kadar şarkı çıkabilir tartışmasına benzese de siz de kabul edersiniz ki o kadar karmaşık yaratıklar değiliz.Ana teması, kızlar hep aynı,erkekler de işte odun,hiç bir zaman olmaz,bakalım nasıl olmaz temalı yazılara bir yazılık ara verip, genel yazacağım.

   
     Bilmem size de olur  mu ama sıklıkla hissettiğim bir şey,soyutlanmak veya aynı ortamın bir parçası olmamak.Bazıları bunu kendi içine taşınmak veya insanın kendini fiziksel hayata bağlayan herşeyi bir süreliğine terk etmesi olarak da anlatıyor. Arada sırada etrafına bakarsın ve diğerlerini mutlu eden şeylerden mutlu olmayı ,veya onları sinirlendiren çok önemli şeylere sinirlenebilmeyi,hatta mesela arkanızdan konuştuğunu öğrendiği kişiye kin tutacak kadar önem verebilmeyi ,veya dövmelerden bahsederken ben de yaptıracağım ama daha ne olacağına karar vermedim gibi yüzde 99 un vereceği cevapları,bu cevabı yüzde 99 un da verdiğini bilmeden verebilmeyi,veya fotoğrafta vücudunun güzel olan yerini göstermeye çalışırken aslında bunu yapmaya çalışmadığına  gerçekten inanmayı,veya açken dahi ilk olarak masaya gelen yemeğin fotoğrafını paylaşmayı ve belieber gibi hissetmemeyi,okulda veya herhangi bir yerde konuşan iki karşı cinsin ilişki tahminini yapmayı sevmeyi ve bunu yaparken geçen zamanı umursamamayı,halkın çoğu eylemdeyken en büyük anarşist olmayı,apolitiklik modayken siyaseti saçma bulmayı ve sevgilisi yokken aidiyetin,varken yalnızlığın çekiciliğini hissetmemeyi,kendi dahil herkesin hayatının rotası bu kadar belliyken ve tek hayatı varken hiçbir heyecan aramamayı ve serdar ortaç ve demet akalın sevmeyi,bir anda herkes olup,herkesin beğendiği kolay ulaşılan şeyleri beğenmeyi ve bir bakıma kimse olmayı,bunun rahatlığına varmayı,onun yazması gerekirken ‘kim koymuş bu kuralı lanet olsun’ diye sorgulamayıp yazmamayı,akdeniz akşamlarını çalmayı,47 yıldır aynı şehirde yaşayıp görüşmediği çok yakın arkadaşlara sahip olmayı ve arada birbirinin duvarında sevgi sözcükleriyle görüşememekten yakınmayı,kıskanılmaktan hoşlanmayı,kıskanmayı bir hak ve görev olarak görebilmeyi,görüşmek istemediği ,sevmediği insana bunu direkt söylememeyi,’yine ,yeni,yeniden ‘ kalıbını hala etkileyici ve güzel bulmayı,az içkiyle sarhoş olabilmeyi, en büyük hatasının insanlara çok güvenmek olduğunu sanmayı,karşısına çıkanları kendisinin belirlediğine değil de şanssız olduğuna gerçekten inanabilmeyi,parmak kaldırdığı görülmezse saçını düzeltmemeyi,haklıyken bile bir tartışmadaki mantığın kız ağlayana kadar olduğunu kabul etmeyi ve özür dileyebilmeyi,trip atabilmeyi,trip çekebilmeyi,bayram mesajı paylaşmayı güzel bulmayı,herkes tarafından sevilmenin güzel bir şey olduğunu sanmayı,değişik her şeyle öyle olmadığını belli etmek için dalga geçmeyi istersin.

   

      Veya çok da uğraşmayıp,anlık mutluluğun kalıcı seçeneği alavaraya gidip biraz zaman geçmesini beklersin.Senin bedenin,senin kararın,iyi geceler..
 

   

1 yorum: