Dışarıda ne zaman başladığını hatırlamadığım, ne zaman
biteceğini düşünmediğim yağmur var.Bir kaç gündür bırakın şehir karmaşasını 3
hafta önceki hayatımın tüm bileşenlerinden soyutum.Kafamın içinde bağırsanız
yankı yapabilir.Burunun burun olduğu , yolda yürürken yeni şelaleler keşfedip
artık fotoğrafını çekmediğiniz bir yerdeyim,Artvin'deyim ve insanlar duymuyor ama arkada sürekli bu çalıyor.
Belki sadece benim cahilliğimdir ama bence nerede olduğunu
bulmanız için haritaya bakacaksınız.Ben atanmadan önce tercih yaparken açıp
bakmıştım.Yeterince uzak(istanbuldan kazmaya başlarsanız karşı taraftan
çıktığınız yere yakın) ,yeterince deniz kenarı ve yeşil olduğunu görünce pek de
düşünmemiştim.İnsanın verdiği en iyi kararlar düşünmeden olunca biraz suçu
kendinde aramalı ama şu ana kadar burada aradığım tek şey tütün sarma kağıdı ve
böyle iyiyim.
Buraya yazmamamın yıl dönümü oldu mu bilmiyorum,buna
bakmakla harcayacak çok vaktim y….cümleyi bitirsem allah çarpar.vakit çok yavaş
geçiyor.son 2 gündür 4 kez kahvaltı yapıp,birkaç kere arkadaşlarımla içtim.Eğer
insan vücudu yeterince uyuyunca uzun süre uykuya ihtiyacı olmayan veya
yeterince içince canı bir süre içmek istemeyen şekilde dizayn edilseydi
önümüzde birkaç ay küçük bir ülkeyi yönetecek vakte sahip olmuştum.
Henüz çok sıkılacak şansa sahip olmadım,en azından İstanbul, İzmir'deki sıkılmaktan bahsediyorum.Hani son kozlarınızı oynayıp kitap okumaktan
gözünüzün, müzik dinlemekten kulağınızın kanadığı veya karaciğerinizle artık
empati kurduğunuz sıkılmak.Hala etrafta yeşilin 50 tonu çay bahçeleri,kahvaltı için gittiğiniz yeri işleten tulum
çalan gizli müzisyenler,ölmeden önce mangal yapmanız gereken en iyi 50 yerin 20
si falan varken sıkılmak eskisi kadar iyi karşılanmıyor.
Son 3-4 aydır önümüzdeki 4-5 yılımı da zora
sokmak,küçüklükten beri bize verilen okunacak en ileri hangi okul ,eğitim varsa
daha rahatça aynı şartlarda yaşamaktan vazgeçmek pahasına okumak, almak
içgüdüsüyle ders çalıştım.Tam bunu 2 sene yapan hemcinslerime bakıp sevinsem
mi,yoksa 3-4 ayımı o gün eve farklı yollardan dönmezsem ayırt edemeyeğim kadar
rutin yaşadığım için üzülsem mi diye düşüneceğim zaman dışarı çıkıp bir
yerlerde hamsi yiyesim,insanlara laz aksanı yapasım geliyor da şehrin tek
devlet hastanesinin birkaç doktorundan biriyim diye yapmıyorum.Çocuğum
ateşlense 'Çocuklar Duymasındaki İsmail' gibi sitcom laz aksanı yapan bir doktora
güvenmezdim. Zira pokemon şehirleri gibi her gün sokakta aynı insanları
,tanıdık yüzleri görüyorum.bir gece aniden kaybolsak Erzurum veya Rize dışında
kimse 1 haftadan önce farketmez.Kontrol manyakları için güzel,rutinden nefret
edenler için kötü, benim ise meselem değil.
Burası bana şu an için iyi geldi.
Yukarıda bahsi geçen olaylar,sarfedilen cümleler ,2 hafta
sonra buradan da bayınca yazağım iç bayıcı melankolik yazılar için engel teşkil
etmez ,aleyhinde kullanılamaz.Zira artık TUS da yok.Sonra vay efendim hani öyleydin de vay ben
duymadım vıy ben işitmedim, yok ben köydeydim olmasın.

"vakit çok yavaş geçiyor.son 2 gündür 4 kez kahvaltı yap..."
YanıtlaSilşu an için size iyi geliyor Artvin. evet, siz de boyle yazmişsiniz zaten. ben ilk senemde şansliydim, bir sinema filminin çekimleri vardi geldigimde. şans doğru kelime olmadi belki de. bilemedim. yazip silip yazdim zaten. yaylalar, göller, alkol, fotoğraf, spor. vakit oyle çok ki, ilk aylarda insan bunlarla haz duyabiliyor. sonrasi oyle degil. hos geldiniz doktor bey. sonuç gosterirken bunu soyleme imkani yoktu.
"What are we “doing” when we do nothing but think? Where are we when we, normally always surrounded by our fellow-men, are together with no one but ourselves?"
YanıtlaSil