2 Eylül 2013 Pazartesi

Bağlanma Korkusu

     Son 20-30 yıldır insanoğlunun en acımasız duygusal hastalığı… Bağlanma korkusu. Neden bu kadar büyük bir sorun olduğuna gelince aslında bunu kızlara sorup, onlardan duymalıyız. Bağlanma korkusu olan erkekler yüzünden her yıl yüz binlerce ilişki bitiyor ve bir o kadarı başlayamıyor..

     Bağlanma korkusunun ne demek olduğuna gelince, kısaca ilişkiye başlamaya veya bir sonraki aşamaya geçmeye korkmak ve en açık tabirle kaçmak. Genelde biz erkeklerin başına gelir. Nedenlerine aşağıda değineceğim.
     Neden bağlanmaya korkarız? Aslında bu soruya cevap vermek için Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok; cevabı soruda gizli. Bağlanmak demek hareketlerimizin kısıtlanması, istediğimizde uzaklaşamamız, bağımlı olmamız demektir. Öyle anlar gelir ki hoşlandığımız kıza sorduğumuz bir soru veya verdiğimiz bir ‘evet’ cevabı bizi bir anda görünmez zincirlerle sarmalar. Artık kaçış yoktur, tonlarca yük sırtımıza binmiştir. Bundan sonra diğer insanlarla konuşurken, kendi başımıza bir yere giderken evde uyuyup kimseyle konuşmak istemezken hep bu zincirlerin ağırlığını hissederiz. İşte çoğumuzun yaşadığı ilişkilerdeki boğulma hissinin nedeni budur. E doğal olarak olayları böyle algılayan erkek kaçacaktır, bağlanmayacaktır.
     Yukarıda olayın sadece bencillik kısmından, sorumluluk almak istememek ve özgürlükten ödün vermemek kısmından bahsettik. Aslında bu kadar bencilce görünen bağlanmaktan kaçmanın insanın derinlerinde daha dramatik nedenleri vardır. Can Yücel’in de dediği gibi ‘çok sevmezsen, çok acımazsın.’ Toplumumuzdaki erkeğin rolünü düşünsenize.. Sürekli güçlü olması zorunlu olan, etrafındakiler tarafından sürekli sert, dayanıklı olmaya zorlanan biri… Duygulanırsanız veya bir yeriniz acır da ağlarsanız babamız ‘erkek adam ağlamaz’ derdi en basitinden. Böyle yetişen biz erkekler ileride hiç bir şekilde sarsılmayan, güçlü insanlar olmaya çalışırız. Ee böyle güçlü bir erkeği de birlikte olduğu kadından daha kolay kimse yıkamaz heralde. Haliyle bir çoğumuz ciddi ilişki lafını duyar duymaz ortamdan uzaklaşırız.
     Böyle erkekleri kolay tanırız aslında toplumda. Etrafınıza baktığınızda kızlardan hoşlanan, onlarla vakit geçiren ama çıkmayan veya bir sürü ilişkisi olup hepsi sonraki aşamaya geçmemek için kısa süren erkeklerdir bunlar. Şimdi bunu okuyan bir dişiyse (ki istatistiklerimiz o yönde.sernsör taktırdım..) böyle erkekleri etkilemenin en etkili ve bir o kadar da basit olan yolunu söyleyeceğim. İterek çekmek… Böyle erkeklere ne kadar ilişkiye soğuk baktığınızı, sığınacak bir liman aramadığınızı, anı yaşadığınızı, ona ihtiyacınız olmadığını, ona sorumluluklarınızla gitmeyeceğinizi belli ederseniz, o kadar gizemli ve ilgi çekici olacaksınız. Çünkü kızların %90‘ı yukarıda saydıklarımdan biri. Eğer bunu başarabilirseniz ve istediğiniz kişinin böyle bir sorunu varsa, sorun yaşamayacaksınız demektir.

     Sonlara doğru gelirken bağlanma sorunu her zaman başta bencilce anlaşılır. Bu olaya çok yüzeysel bakan kızlar böyle insanlardan hoşlanıp bu nedenle elde elde edemeyince basit düşünerek kişiye ‘korkak’ veya ‘daha büyümemiş’ gözüyle bakarlar. Sorunun derin kısımlarını anlayıp, bu kadar basit yaklaşmamanız dileğiyle… Ha bu konu hakkında bu kadar şey nerden mi biliyorum? ..

1 yorum:

  1. sevgisiz yaşanmış çocukluk mu hep felaketle biten ilişkiler mi dersin bunun kaynağı bilmem sevgili yazar.belki hepsi,belki oyuncağını elinden alan annen,belki de eski sevgilin..benim nedenime gelince aslında o kadar fazla ve basit ki,basitliği de canımı sıkıyor.benimkinin nedeni güvensizlik.hiç kimseye güvenememe,güvenirsem inanırsam kaybedeceğimden o kadar çok korkuyorum ki.bu yüzden de bağlanma korkum var işte.arkadaşlık ilişkilerim de buna dahil.kırılmaktan,kırmaktan o kadar korkuyorum ki.kırılmamak için az seviyorum,önem vermiyorum diğer insanlara,en çok kendime güveniyorum.o 'boğulma' hissine gelince.kendimi ciddi bir ilişkide hayal edemiyorum,o monotonluk,aynılık,her şeyi beraber yapma isteği karşı tarafın,birey olamamak...
    neyse sevgili yazar çok başını ağrıttım.bende de bir 'bağlanma korkusu' var ki hayatımın ortasına kuruldu kaldı.bu kadar çok şeyi nasıl mı anlıyorum?

    YanıtlaSil