27 Ağustos 2013 Salı

Senaryolar

     Merhaba yine ben.Balığım uzun süren bir depresyona  girdi,onunla ilgileniyordum bu yüzden yazılara biraz ara vermek zorunda kalmıştım.Neyse ki uzun süren konuşmalar ve birkaç dişi balıktan sonra kendini toparladı.
     Bu yazı biraz daha bilimsel olacak,çünkü yazmaya psikoloji dersinden çıkınca karar vermiştim.Derste insan ilişkilerinin basit temellerinden söz ediliyordu ve aslında baktım ki pek de basit değildi.Barış ve İrem benim bu dersten çıkınca olan halimi pek beğenmese de ,siz beğeneceksiniz…
      Şimdi şöyle ki,insanların yaşamı kendilerine çocuklukta yakıştırdığı senaryoları yaşamakla geçiyor.Bu senaryoyu tekrar tekrar yaşayıp içten içe kendilerine ‘evet,sen haklıydın ;bak yine aynısı oldu.’  diyorlar. Mesela bir ailede anne veya baba ayrılırsa ve çocuk bunu babanın onları terk etmesi olarak yorumlarsa ‘demek ki ben terk edilecek biriyim.’ diyor ve hayatı boyunca bunu tekrar tekrar kanıtlamaya çalışıyor.Kanıtlamak için de sürekli kendilerini terk edecek insanları bulmakta ustalaşıyorlar.Aslında bunu diyen çocukların büyümüş halini erkekler olarak tanıyoruz.Hani o barlarda veya arkadaş ortamlarında babasıyla sorunu olan ,bazılarının kolay lokma gözüyle baktığı kızlar var ya… Bu kızlar için bu erkekler biçilmiş kaftan mesela,çünkü kızla ciddi bir şey yaşamayacağı veya kısa bir ilişkiden sonra onu terkedeceği aşikar.Nitekim öyle de oluyor ve bu tarz erkeklerle bu tarz kızlar birbirini bulup,sonra başarısız ilişkiler yürütüp ayrılıyorlar.Aslında erkekler arasında sürekli söylenen, babasıyla sorunu olan kızların +1 olarak değerlendirilmesinin nedeni bu.Bu senaryoyu uygulayan kızlara örnekler çoğaltılabilir: Gereksiz tripler atıp zorla kendini terkettiren,çok yapmaması gereken hareketleri yaparak kendini terkettiren ..

    
      Peki erkek bu ilişkiden ne çıkar sağladı?Kendine neyi kanıtladı?O da şöyle..İnsanlar küçükken kendini annesiyle veya babasıyla özdeşleştirir(ödipal sendrom).Evin en güçlü konumunda olan ebeveyni gibi olmanın yolu,onun gibi olmaktan geçer çünkü..Bu yüzden bir erkek çocuk için ,baba soğuk ve uzak davranan ,sevgisini göstermeyen biriyse çocuk der ki ‘Demek ki ben de böyle davranıp,sevgimi göstermemeliyim.’ veya baba çocukken aileyi terketmişse çocuk der ki ‘Demek ki ben de kimseye bağlı kalmamalıyım,gitmeliyim.’.Bunu diyen erkekler de hayatları boyunca kısa süren veya adını koymadığı ilişkiler yaşar durur.Dışarıdan çapkın olarak görünüp imrenilse de aslında içinde doyuramadığı,sürekli kendine tekrar tekrar kanıtlamaya çalıştığı bir şeyler vardır. İşte bunun sonucunda kızların dışarıdan etkilendiği ama yakından tanıyınca veya terkedilince nefret ettiği erkek tipi ortaya çıkar,hepiniz sağdan soldan hatırladınız değil mi?Tam evinden uzak yalnız kovboy tripleri olan erkekler..
     Ben çocuklara bayılırım ama hepimiz itiraf ederiz ki bazen koşarken gelişine vurmak istediğimiz anlar da oluyor:D Yine çocukluk üzerinden gideceğiz.Erkek çocuklar aslında biyolojik olarak daha şanslı sevgi konusunda..Çünkü her zaman onu kollayacak ve sevecek karşı cins ebeveyn yani anneye sahip oluyorlar.Annelik hormonundan doya doya yararlanabiliyoruz sevgi konusunda.Ama kızların babalarından bu ilgiyi ve sevgiyi görmeme şansı daha çok.Ve insanlar büyüyünce küçükken eksik yaşadığı şeylerin peşinden koşuyor.Mesela 40 yaşında oyuncakla oynayan amca..İşte bu yüzden erkeklerde sevgi eksikliği daha az oluyor ve ileride sürekli onu sevecek insan arama ihtiyacı duymuyorlar,daha soğuk ve uzak oluyorlar.Ama bir yanları sürekli annesi gibi kendini sevgiye boğacak birini istiyor.Kızlar da sürekli babasından göremediği sevgiyi başka erkeklerden arıyor.Ama bir yanları sürekli babasına benzeyen soğuk ve uzak bir adamdan etkileniyor.Sonrasında da kısır döngü oluşuyor.Döngü şöyle başlıyor,kız babası gibi soğuk ve uzak bir erkeğe aşık olur.Erkek sevilmekten hoşlanır ama çok sevgi göstermez.Kız ayrılmak isteyince erkek özür diler ve değişeceğini söyler çünkü kendini annesi gibi sevgiye boğan bu kızı kaybetmek istemez ,barışırlar.Sonra kız yine sevgi gösterir erkek yine göstermezve bu böyle ite çeke gider.Bu yüzden bazı çiftler hiç ayrılamaz,10 kere ayrılıp barışırlar.Bunun bir diğer nedeni de insanlar ayrılınca ve özleyince,ilişkiye ait sadece güzel anıları hatırlarlar sonrasında aynı sorunlar ortaya çıkar.
     

Sonuç olarak ilişkilerin  biyolojik olarak insanların kendisine en uzak ve farklı kokudaki kişiye aşık olması gibi,psikolojik tabuları da vardır.Kızlar isteseniz de istemeseniz de soğuk,uzak erkeklerden etkileniyorsunuz.Bundan şikayetçi miyiz?Nasıl mı bu kadar emin konuşuyorum?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder